gübreleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gübreleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Topraklarımızın organik maddesi nasıl arttırılabilir?

Ocak 29, 2018

 Tarımsal açıdan organik maddenin ne olduğunu daha anlaşılır bir şekilde tekrar tarif etmek istersek “ölü bitkisel ve hayvansal atıklara ve kalıntılara organik maddeler” diyebiliriz.
Toprak kalitesi ve verimliliği toprağın organik madde miktarı ve topraktaki mikroorganizma sayısı ile doğrudan ilgilidir.
Toprakta organik madde yetersiz düzeyde ise topraklardaki mikroorganizma sayısı azalacak ve dolayısıyla toprakların verimlilik kapasitesi de düşecektir.

Topraklarımızın Organik Maddesi Nasıl Arttırılabilir
  1.  Yıllık yağışı 500-600 mm den fazla olan topraklarda yeşil gübreleme yapılmalı.
Yeşil gübrelemede öncelikle baklagil yem bitkilerine yer verilmelidir.
Organik madde miktarını arttırmak için yeşil gübreleme çok eskiden beri bilinin bir uygulamadır. Çin’de 3000 yıl önce baklagillerin yeşil gübreleme için kullanıldığı bilinmektedir. Hz. İsa’dan önceki devirlerde Roma ve Yunan Çiftliklerinde bile bitkilerin yeşil gübreleme için kullanıldığı kaynaklarda belirtilmektedir.
  1. Her sene aynı tarlada aynı bitkiler yetiştirilmemeli yani münavebe yapılmalı.
Örneğin tahıllardan sonra sebzeler, sebzelerden sonrada yem bitkileri yetiştiriciliği yapılması tavsiye edilmektedir.
  1. Münavebede baklagil yem bitkilerine (yonca, üçgül, korunga, fiğ, yem bezelyesi ve mürdümük v.b)  mutlaka yer verilmelidir.
Yapılan bir araştırma sonucuna göre yonca 1 dekar alanda 4 yıl yetiştirildiği zaman 1410 kg organik maddenin toprağa kazandırıldığı bu organik madde miktarının da 7000 kg hayvan gübresinin verdiği organik madde miktarına karşılık geldiği belirlenmiştir. (Tarman,1972)
  1.  Anız kesinlikle yakılmamalı.
  2. Sap ve saman atıkları, çeşitli bitkisel ve hayvansal atıklar toprağa karıştırılmalı.
  3.  Suni gübreler yerine Organik, organomineral, mikrobiyal gübreler ile ahır gübresi ve kompostlar gibi toprak organik maddesini arttıran gübreler kullanılmalı.
  4. Leonardit veya leonarditten yapılmış hümik asitler kullanılmalı.
Topraklarımızdaki Organik Maddelerin Korunmasında Kime Ne Görevler Düşmektedir.
  1. Suni gübrelerin dışında kalan hayvan gübrelerini, organik, organomineral ve mikrobiyal gübreleri, leonardit ve leonarditten yapılmış hümik asitleri ve ya kompostları kullanan üreticilere kayda değer teşvikler verilmelidir.
Bu konuda, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Faruk ÇELİK Türk Tarım dergisine verdiği demeçte “Organik, organomineral ve mikrobiyal gübrelerin kullanımını teşvik etmek ve yaygınlaştırmak için eylem planlarının hazırlandığını” belirtmişlerdir. Sayın Bakanımız Faruk ÇELİK’e böylesine önemli bir konuyu gündemlerine aldıklarından dolayı teşekkür ederim.
Umarım hazırlanan eylem planı beklentilere cevap verecek şekilde ve kısa zamanda tamamlanır.
  1. Tarım teşkilatları yıllardır toprak analizleri yapıldıktan sonra gübre kullanılması gerektiğini anlattı ama bu uygulama çiftçilerimize bir türlü benimsetilemedi.
Bunun nedenlerini, yapılan yanlışları başka bir yazıda detaylı bir şekilde değerlendirmek istiyorum.
Toprak analizi yaptıran üreticilere de tarım teşkilatları genelde sadece eksik olan besinleri, suni gübreler tavsiye edilerek tamamlama eğiliminde olmuşlardır.
Organik maddelerin önemi, üreticilerin bu maddeleri nasıl arttırabilecekleri konusunda bilgilendirilmeleri genel olarak yapılmamaktadır.  
  1. Üzülerek yazmak durumundayım. Devlete ait arazilerde tarımsal üretim ve Ar-Ge yapan kurum ve kuruluşlarında topraklarındaki organik maddelerin yok olmasını önemsemediklerini ve tedbir almadıklarını gözlemliyorum.
Bu konuda sorumluluk sahibi kişileri bu sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyorum. Bakanlığımızın ilgili birimleri de bu sorumluların görevlerini yerine getirip getirmediğini denetlemeli.
  1. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde çalışmaları devam eden “Gübre Kullanım Rehberi”nin en kısa zamanda tamamlanarak uygulamaya aktarılması gerekmektedir.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarımsal alanda araştırma ve geliştirme yapacak özel sektöre, sivil toplum ve çiftçi kuruluşlarına, üniversitelere üst limiti 3 milyon TL’ye kadar Ar-Ge Proje desteği vermektedir. Desteklenen konular arasında mikrobiyal, organik ve nano gübre geliştirme ile ilgili konularda vardır. Son müracaat tarihi 7 Nisan 2017 olarak belirlenmiştir. Bu konularda araştırma ve geliştirme yapacakların mutlaka değerlendirilmesi gerekir. Ar- Ge yapacaklara bu proje desteklerinin verilmesinde ve geçen yıla göre bahsedilen proje desteklerinin 10 kat arttırılmasında katkısı olanlara ve özellikle Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Dr. Nevzat BİRİŞİK’ e teşekkür ederim. 
Bir ayağı, bir kolu olmayan ve iki kulağı da duymayan, başkalarının ve teknolojinin yardımı olmadan hayatını devam ettirmeye çalışan bir kişinin durumu ile organik maddesi, mikroorganizma sayısı ve etkinliği yok denecek kadar az olan toprakların durumununda aynı olduğunu bilmeliyiz, bilmeyenlere öğretmeliyiz ve bu konuda bize düşen sorumluluk ne ise yerine getirmeliyiz.
“Topraklarımız atalarımızdan miras kalmadı, onlar bize gelecek nesillerin emanetidir” diye çok sevdiğim bir atasözü vardır.
Lütfen gelecek nesillerin emanetini hep birlikte el ele vererek koruyup kollayalım ve sahip çıkalım.
Kaynak: Topraklarımızın organik maddesi nasıl arttırılabilir? - Dr. Mevlüt Şahin

Topraklarımızın organik madde durumu ve geleceğimiz

Aralık 19, 2017


























Sayın Başbakanımız Binali YILDIRIM, Kimyasal gübrenin verime, faydası olduğunu ama maalesef toprağı da çoraklaştırdığını, onun için biyolojik gübreye yöneleceklerini, organik ve biyolojik gübrelerin toprağın verimini yükselttiğini ürünlerinde miktarı ve kalitesini artırdığını söyledi.

Geçtiğimiz günlerde de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN, Azotlu gübrelerle topraklarımızın mahvolduğunu doğal gübreye dönmek zorunda olduğumuzu, doğal gübreye dönerken de çöp atıklarını kompost gübreye çevirmek suretiyle bunları gübrelemede rahatlıkla kullanabileceğimizi söyledi.

Sayın Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımıza sonsuz teşekkür ediyorum. Biz ziraatçıların yıllardır dile getirdiğimiz,  fakat ne çiftçilere ne de bu konuda karar verici konumda olan bürokrat ve siyasetçilere derdimizi anlatamadığımız bir problemi ülke gündemine taşımış oldular.

Bu köşede konunun önemine binaen öncelikle Ülke topraklarımızın durumu, organik ve kimyasal gübreler ile bu gübrelerin insan ve çevre sağlığına etkileri konusunu etraflıca okuyucularımızın anlayabileceği dilde değerlendirmeler yapılacaktır. 

Öncelikle toprak organik maddesi ne demektir?

Tarımsal açıdan, ölü bitkisel ve hayvansal atıklar organik madde olarak değerlendirilir.  Başka bir şekilde tarif etmek istersek, Toprak organik maddesi, bitkisel ve hayvansal doku artıklarının, toprakta ayrışmaya başlamasından mineralize olmasına dek geçen süreçte oluşturduğu organik bileşiklerdir diyebiliriz.

Organik maddelerin kaynağı nelerdir?

Genel olarak, organik maddenin kaynağını hayvan gübresi, bitki kökleri, dal, yaprak, sap, saman, anız ve çeşitli organik kökenli şehirsel atıklar oluşturmaktadır. Geçmiş dönemlerde organik bileşiklerin birikimi ile oluşmuş leonardit, torf ve gidya önemli organik madde kaynaklarıdır.

Topraklarımızda bulunması gereken organik madde ne kadar olmalıdır?

Genel olarak tarım topraklarında organik madde miktarının % 3’ün üstünde olması arzu edilir. Bu değerin altında olması durumunda toprakta organik maddenin yetersiz olduğu kabul edilmektedir.

Ülkemiz topraklarının organik madde seviyesi ne durumdadır?

Topraklarımızın organik madde seviyesini bilimsel bir araştırmanın sonucunu bakarak birlikte değerlendirelim.

Bir gurup bilim insanı 1984 ve 2013 yıllarında Trakya Bölgesi topraklarından numuneler alarak organik madde içeriklerini incelemişler. Organik madde içeriği yeterli olan toprakların miktarı 1984 yılında % 4 iken bu değer 2013 yılında % 0.4’e düşmüştür (Adiloğlu ve Karaman 2015). Yani 2013 yılında incelenen 1000 toprak örneğinden sadece 4 tanesi yeterli organik maddeye sahiptir. Aynı araştırma 2017 yılında tekrar yapılsa herhalde bu oran % 0.2 seviyelerine düşer diye düşünüyorum.
Bölgeler göre değişmekle birlikte ülkemiz genelinin de bu seviyelerde olduğu bilim insanları tarafından ifade edilmektedir.

Değerli okurlarım, şimdi Sayın Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımızın söyledikleri sözlerin neden bu kadar önemli olduğunu anladınız mı?

Bu durumun Ülkemiz tarımsal üretiminin sürdürülebilirliği ve gelecek nesillerin gıda güvenliği açısından çok ciddi bir tehdit oluşturduğu açıkça ortadadır.

Toprak kaybetmek sadece savaşla, şehirleşmeyle, sanayileşmeyle ve erozyonla olmaz. Yanlış üretim teknikleri sonucu organik maddesi yok olmuş topraklarda kaybedilmiş sayılır.

Topraklardaki organik maddelerin görevleri nelerdir?

Topraktaki organik madde miktarı toprakların fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri üzerinde doğrudan olumlu etki yapar. Toprakların, besin elementlerini ve suyu tutabilme ve kullanabilme güçleri, toprakların organik madde miktarı ile doğrudan ilgilidir.

Organik madde miktarı yeterli değilse, toprağa uygulanan makro (azot, fosfor, potas) ve mikro(çinko, bakır, demir, mangan ve bor gibi) besin elementlerinden bitkiler yeterince yararlanamaz. Hem tarımsal üretimde birim maliyet yükselir, hem de topraklarımız ve su kaynaklarımız kirlenir. Topraklarımızda zararlı etki yapan besin elementleri artar.

Topraklarda verimliliği sağlayan mikroorganizmalar yaşamlarını devam ettirebilmeleri için beslenmeye ve enerjiye ihtiyaç duyarlar. Topraklardaki mikroorganizmaların temel besin ve enerji kaynağı ise organik maddelerdir.

Tema Vakfı kurucusu Sayın Hayrettin KARACA  “Her yıl Kıbrıs Adası büyüklüğünde toprağın erezyonla kaybolduğunu” ifade ederek tüm dikkatleri topraklarımızın korunması gerektiğine ve erezyona yönlendirerek kamuoyunda bilinç oluşmasına sebep olmuştur. Ülkemiz için tarımsal alanda kutsal görevlerden birisini yerine getiren TEMA vakfına çok teşekkür ediyorum.

Ülkemiz için tarımsal alanda kutsal görevlerden bir diğerinin de topraklarımızdaki organik madde seviyesinin arttırılması, çoraklaşmanın önlenmesi konusunda farkındalık oluşturulması ve gerekli tedbirlerin alınmasıdır.  Sayın Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımızın söyledikleri sözlerin bu yüzden hayati öneme sahip olduğunu düşünüyor ve kendilerine bu konularda çok müteşekkir olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Gelecek yazımızda toprakların organik maddeleri nasıl arttırabiliriz?

Organik maddeleri azaltan hatta yok eden unsurlar nelerdir?

Bu hususlarda kime ne görevler düşmektedir gibi konuları ele alıp istifadenize sunmak istiyorum.

Bakım İşleri

Aralık 05, 2017


























Budama Zamanı Ağacın gelişimini Etkiler mi?
Meyve ağaçları genel olarak kışın yapraklarını döker, besin ve enerjilerini
köklerde depolarlar ve uykuya geçerler. Baharla birlikte ağaç uyanır, besin maddeleri köklerden dallara yürür ve ağaç hızlı bir gelişme dönemine girer. Yapraklar çıktığında ağaç fotosentez ile enerji üretip Temmuz ayından itibaren bu enerjiyi köklere yollamaya başlar. Eğer budamayı sonbaharda yaparsak köklerde depolanan bu enerjinin etkisiyle baharda coşkulu bir büyümeye meydana gelir. Ağaçların çok uzun boylu olmasını istemiyorsak sonbaharda budama yapmamalıyız. Kış zamanı ağaç uykudayken yapılan budama ise baharla birlikte köklerden gelen enerjiyi kullanarak ağacın ekstra büyümesine neden olur.

Kış Budaması:

Kış budaması estetik ve yapısal nedenlerle şekil verme amaçlı yapılmalıdır. Hastalıklı dallar, ölü dallar ve yanlış yöne gelişen dallar budanmalıdır. Ağacın yapraksız olması dalların dağılımını görmeyi kolaylaştırır ve ağacın geneline şekil vermek için daha uygun bir ortam sağlar. Bu mevsimde seyreltme budaması ile ağacın merkezi açılmalıdır. Kışın uç alma budaması ancak coşkulu bir büyüme isteniyorsa yapılmalıdır. Örneğin ağacın ilk yılında ana dalların, ya da yaşlı bir ağacın gençleştirilmeye çalışılması ya da büyümesi durmuş bir ağacın büyümeye teşvik edilmesi için bu işlem uygulanabilir.

Aynı yöne uzayan ya da çok yakın olan dallar varsa birini kesin. Birbirini kesen dallardan birini ortadan kaldırın.

Yaz Budaması:

Haziran ayı içinde yapılabilir. Fidanlar üzerinde yaprak ve meyve olacağı için fidan üzerindeki dal ve yaprak yoğunluğu kolayca görülüp dengeli bir budama yapılabilir. Bu dönemde yapılan budamalar fidanların gelişme ve büyüme hızını azaltır. Ağacın aktif büyüme döneminde yapıldığı için ağacın yaraları çok daha kolay iyileştirir. Kış budamasıyla ağacın iç tarafının güneş almasını sağlamak zor olur çünkü yapraklar yokken hangi dalların güneş alamadığını göremezsiniz.

Ağaç meyve tutmuşken budadığınız için meyve veren dalları görerek daha doğru kararlar verebilirsiniz.

Meyve Ağaçları Nasıl Bodurlaştırılabilir?

Meyve ağacını bodur tutmak için ağacın büyüme enerjisini azaltmak gerekir. Bu nedenle Haziran sonunda yapılacak bir budama ağacın dallarda yoğunlaşmış enerjisinin bir kısmını yok edeceği için ağacın büyüme kapasitesini azaltır. Bahar geldikten sonra ağacın enerjisi dallara dağılır. Daha sonra yapılan budama ağacın enerjisini azaltarak bodurlaşmasını sağlar.

Genel Budama Önerileri

Meyve veren dallar her taraftan en az 15 cm’lik açıklığa ihtiyaç duyarlar.

Bodur bir fidan elde etmek istiyorsak yeni uzayan dalları bir kez yaz başında bir kez de yaz sonunda yarıya kadar kesmeniz tavsiye edilir. Bir gözden çıkan birden fazla dal varsa sadece birini bırakın, diğerlerini koparın. Aşı yerinin altından çıkan dalları budayın.

Ağacın gelecekte alacağı şekli düşünerek ana dallarınızı saptayıp diğerlerini budayın. Birbirine fazla yakın dallardan birini budayın. 45 derecelik açıyla büyüyen dallar en idealdir, meyve verecek kadar yatık, ağırlığı destekleyecek kadar da dik bir açıda büyürler. Eğer fazla dik gelişen bir dalı tutacaksanız ağırlık bağlayarak eğilmesini sağlayabilirsiniz. Zayıf kalan ve güçlenmesini istediğiniz dalları kışın budayın, böylece baharda daha güçlü büyürler. Fazla hızlı büyüyen yavaşlatmak
istediğiniz dalları ise yazın budayın. Unutmayın kış budaması ağacı
şekillendirmeye yarar ama asla ağacı bodur tutmaya fayda sağlamaz.

Yarı Bodur ve Tam Bodur Meyve Ağaçları

Yarı bodur demek aslında sadece normalinden daha bodur anlamına gelir. Bir ağacın normal boyu 10 metre ise yarı bodur versiyonu 7-8 metre olabilir, dolayısıyla yarı bodur ağaçlar da bodur tutulmak için bilinçli bir budamaya ihtiyaç duyarlar. Tam bodurlar ise tam bodur anaca aşılanırlar.
Bir meyve ağacını bodur tutmak için en iyi yol düzenli budamadır.

Böylelikle istediğiniz türü alıp budayarak istediğiniz boyda tutabiliriz. Meyve seyreltme
Meyve ağaçlarında meyve seyreltmesi yapmak gereklidir. Bu sayede geriye kalan meyveler daha iyi gelişir ve iri olurlar. Aynı zamanda meyveler birbirine değmeyeceği için hastalıklar yayılmaz, bir yıl meyve verip bir yıl vermeme durumunu düzeltmeye yardımcı olur ve aşırı meyve oluşumu nedeniyle dallar kırılmaz.

Meyve Seyreltme Ne Zaman Yapılmalı

Meyve türüne göre değişmekle birlikte Haziran sonu budama ile birlikte seyreltme yapmak için de uygun bir zamandır. Yeni dikilen fidanlarda meyvelerin fazla seyreltilerek azaltılması fidanın daha iyi gelişimini sağlar. Meyve seyreltmesi yapmak çok önemlidir. Bu sayede geride kalan meyveler irileşir, meyvelerin araları hava ve oksijen alacağı için külleme gibi hastalıklar yayılmaz, kurtlar meyveden meyveye geçemez. Meyveler başparmağınızın tırnağı boyuna geldiğinde %75
oranına kadar seyreltmeniz gerekir. Bu büyüklükten önce yaparsanız koparmak istemedikleriniz de yanlışlıkla düşebilir. Seyreltme işlemini tek seferde yapılacak bir iş değildir. Önce bariz koparılması gerekenleri koparın daha sonra diğerlerini koparın. İlk yıllarda fidanların üzerinde çok az meyvenin olması fidan gelişimini olumlu yönde etkiler.

Gübreleme

Gübreleme toprak tahlil sonucunda uzmanların önerileri doğrultusunda yapılmalıdır. öncesi mutlaka toprak tahlili yaptırılmalıdır.  Sıvı haldeki HÜMİK ASİTLER erken ilkbaharda ağaç uyanırken veya hasat sonrası  fidanının yaşına göre 50-400 cc hümik asit 5 katı su ile sulandırarak ağacın taç iz düşümüne verilir ve toprağa karıştırılır.

Hümik asitler yukarıda verilen dozda sulama suyu ile 2-3 defada verilebilir. Çiçeklenme döneminde 2/3’ü kalan kısım ise meyve oluşum dönemi başında verilmelidir.

Malçlamanın Faydaları

Malçlamak hem toprağa yavaş yavaş organik madde kazandıracağı için hem de kökleri serin ve nemli tutacağı için çok faydalıdır. Malç malzemesi olarak kompost kullanabilir. Malç uygulaması doğada normal olarak ağacın dibine dökülen yaprakların benzeri bir etki yapıyor. Yazın kökleri serin tutur, topraktaki nemin buharlaşmasını engeller, faydalı mikroorganizmalar için uygun bir ortam yaratır, ve de yavaş yavaş çözünerek toprağa organik madde kazandırır. Bahçe ortamında ağaçlardan dökülen yaprakları hastalıkları yaymamak için toplumalıyız.  Onların yerine de malç serilmelidir. Örneğin 3 cm kalınlığında kompost, onun üzerine de 7 cm kalınlığında ağaç kabuğu serilebilir. Bahçede malçlama yapılırsa hem yabancı ot kontrolü kolaylaşır, hem de sulama sayısının azaltılması sağlanır.

Sulama

Su tasarrufu sağlama açısından damlama sulama sistemi kurulmalıdır.
Damlama sulama esnasında gübreyi damla su ile vermek mümkün olup su tüketiminden ve işgücünden tasarruf sağlanır.

Meyve ağaçlarını seyrek aralıklarla sulanır. Ama her sulamada bolca sulanır. Yaz aylarında oturmuş bir fidan için eğer toprak süzekse haftada bir, eğer toprak ağırsa ayda bir ya da iki ayda bir sulama uygun olabilir.

Toprağın üstünün sulamalar arasında kurumasını bekleyin. Devamlı nemli kalan toprak yüzeyi hastalıklara davetiye çıkarır.

İlaçlama

Yine uzman kişilerin önerileri doğrultusunda uygun ilaçlarla doğru zamanda ve doğru dozda ilaçlama yapılmalıdır.


Badem Yetiştiriciliğinde Uygulanan Terbiye Sistemleri

1. Goble Terbiye Sistemi:

  • Nemli bölgelerde uygulanan terbiye sistemidir.
  • Birinci gelişme yılında Goble sisteminin uygulanabilmesi için yeni dikilen fidanların tepesi70-80 cm den kesilir.
  • Dikimden sonra ilkyazdan itibaren budama yapılmalıdır. Çünkü Aşılı Badem 3. yılda meyveye yatar.
  • Tepe kesimi yapıldıktan sonra takip eden ilkbaharda Fidan üzerinde aralarında 5-10 cm mesafe bulunan gövde ile 45°-60°'lik açı yapan ve gelişme kuvvetleri hemen hemen aynı olan üç ana dal seçilir. Bunların dışındaki dallar varsa eğilir, bükülür. Böylece birinci yılda yapılan işler sona erer.

2. Doruk Dallı Terbiye Sistemi:

  • Bu şekil yağış miktarı az, hava nisbi nemi düşük ve ışıklanma şiddetinin yüksek olduğu bölgelerde tüm meyve tür ve çeşitleri için uygulanmaktadır.
  • Bu şeklin gobleden tek farkı üç ana daim ortasında bir doruk dalının bulunmasıdır.
  • Fidanın gövdesi üzerinde eşit kuvvette gelişmiş, gövde üzerinde düzgün dağılmış 3 ana dal ile bunların ortasında gelişen ve gövdenin devamını oluşturan bir doruk dalı seçilir.

   
Çiçek Tomurcukları

Aşılı Bademde çiçek tomurcukları, yıllık sürgünlerde ve farklı yaştaki dallarla, bunlar üzerindeki 2-13 cm. uzunluğundaki buket denilen kısa meyve dalcıklarında bulunur.Bu dallar (Buket) 5  yıl yaşarlar. Bu nedenle budama budama ve terbiye esnasında bu tür dalların korunması gerekir.